8 Mayıs 2015 Cuma

Uzaktan Eğitim İle İlişkili Öğrenme ve Öğretme Teorileri

Uzaktan öğrenme ve öğretme faaliyetleri basit eğitim-öğretim uygulamaları olarak görülmemelidir. Bu faaliyetlerin anlamak ve gelecekte nasıl yol alacağını tahmin etmek, bu konudaki teorilerin anlaşılması ile mümkündür. Ancak geçmişte ve günümüzde var olan öğrenme teorilerinin de incelenmesi gerekir.  Bu çalışmada geçmişten günümüze öğrenme teorileri dört başlık altında incelenmiştir:
·         Davranışçılık
·         Bilişselcilik
·         Yapısalcılık
·         Bağlantıcılık

Davranışçılık (Behaviorism)

Uyaran-tepki prensibine göre çalışan bir dünya görüşüdür. Davranışçılığa göre tüm davranışlar dış uyaranlar tarafından oluşturulur ve bu davranışlar zihinsel veya bilişsel durumları düşünmeksizin açıklanabilir.
 
Davranışçılıkta öğrenme sürecinde öğrenen temelde pasiftir, çevresel uyaranlara cevap vermektedir. Öğrenen temiz bir sayfa ile başlar ve davranışları olumlu veya olumsuz pekiştirmelerle şekillenir. Hem olumlu hem de olumsuz pekiştirmeler, daha önceki davranışların tekrarlanma ihtimalini arttırır. Ceza ise önceki davranışların oluşma olasılığını azaltır. Öğrenme, öğrenen davranışındaki değişim olarak tanımlanır. Bu konudaki ilk çalışmalar hayvanlar (Pavlov’un köpeği gibi) üzerinde yapılsa da daha sonra insanlara genelleştirilmiştir.

Fikir babaları ve önemli katılımcıları: John B. Watson, Ivan Pavlov, B. F. Skinner, E. L. Thorndike, Bandura, Tolman.

Bilişselcilik (Cognitivism)
Bilişsel paradigma temelde aklın “kara kutu”sunun açılması ve anlaşılması gerektiğini savunur. Öğrenen bilgi işlemci (bilgisayar gibi) görülmektedir.
1960’larda davranışçılığın yerini baskın bir şekilde bilişsel yaklaşım almıştır. Bilişselcilik zihinsel faaliyetlere odaklanır, insan zihnindeki kara kutuyu açmak önemlidir ve insanların nasıl öğrendiğini anlamak için gereklidir. Düşünme, hatırlama, bilme, problem çözme gibi zihinsel süreçlerin keşfedilmeye gereksinimi vardır. Bilgi, şema veya sembolik zihinsel yapılar olarak görülebilir. Öğrenme, öğrenenin zihinsel şemasındaki değişim olarak tanımlanabilir.
 
Davranışçılığa cevap olarak; insanların sadece çevresel uyaranlara cevap veren programlanmış hayvanlar olmadığını savunur. İnsanlar öğrenmek için aktif katılıma gereksinim duyan ve düşünme sonucu faaliyet geliştiren akıllı varlıklardır. Davranışlardaki değişim incelenmelidir fakat sadece öğrenenin kafasında ne oluştuğunun belirtisi olmalıdır. Bilişselcilik, bilgisayar gibi aklın metaforunu kullanır; bilgi gelir, iletilir ve net çıktılara öncülük eder.

Fikir babaları ve önemli katılımcıları: Merrill (Component Display Theory), Reigeluth (Elaboration Theory), Gagne, Briggs, Wager, Bruner, Schank, Scandura

Yapısalcılık (Constructivism)
Yapısalcılığa göre öğrenme aktif ve yapıcı bir süreçtir. Bu yaklaşımda öğrenen bir bilgi yapıcıdır. İnsanlar nesnel gerçekliği kendi kişisel bakış açılarına göre oluşturur veya yapar. Yeni bilgi ilk bilgiye bağlanır, böylece zihinsel temsiller öznelleşir.

Davranışçılık ve programlanmış öğretim gibi öğretici nitelikteki yaklaşımlara bir tepki olan yapısalcılık, öğrenmeyi başarılması gereken bir süreçten çok bilgiyi yapılandıran aktif bir süreç olarak tanımlamaktadır. Bilgi, çevreden edilen kişisel deneyimlere ve hipotezlere dayalı olarak yapılandırılmaktadır. Öğrenenler sosyal ilişkiler yoluyla bu hipotezleri devamlı test etmektedir. Her birey bu süreci farklı yorumlamakta ve yapılandırmaktadır. Öğrenen boş beyaz bir tahta değildir, geçmiş deneyimleri ve kültürel faktörlerle birlikte bu sürece katılmaktadır.

Fikir babaları ve önemli katılımcıları: Vygotsky, Piaget, Dewey, Vico, Rorty, Bruner

Bağlantıcılık (Connectivism)
Bağlantıcılık temelde bilişsel gelişimle ilgilidir. Bu teoriye göre öğrenme, birey öğrenme toplumuna katıldığında başlamaktadır ve bilgi, tartışma, paylaşma ve düşünme yoluyla faaliyet kazanmaktadır. Uzaktan eğitim öğrenme toplumunun daha kolay biçimlenmesini ve bu sürecin globalleşmesini sağlamaktadır. Çünkü dünyanın her yerinden insanlar açık ve uzaktan öğrenme uygulamaları sayesinde öğrenme toplumuna katılmaktadır. Ancak burada en önemli sorunlardan biri; internet yoluyla alınan enformasyonun sağlıklı olup olmadığı, insanların bilgiyi filtrelerden geçirmeden alması ve onun geçerli ve güvenilir olduğuna inanmasıdır.
Bağlantıcılık teorisinin kuramcılarından Siemens (2008), gerçekte ne bilindiğinden çok bilinenin kapasitesinin önemli olduğunu vurgulamaktadır. Siemens ayrıca farklı alanlar, disiplinler, kavramlar arasında bağlantı kurma yeteneğinin temel bir beceri olduğunu vurgulayarak bilginin sadece önceden paketlenmiş ve formal bir şekilde öğrenenlere sunulan öğretim programlarından ibaret olmadığını, öğrenenlerin kendi kendilerine araştırarak öğrenebileceğini ve böylece dünyadaki bilginin sınırının olmadığını anlayacaklarını savunmuştur.

Fikir babaları ve önemli katılımcıları: Siemens, Downes

Kaynak:
Öğrenme Teorileri http://www.learning-theories.com Ziyaret Tarihi: 17.04.2015
Crawford, J. (2009). Learning Teories that Encompass Distance Education, Baoise State University. http://edtech2.boisestate.edu/crawfordj/portfolio/files/5_Learn_theories.pdf

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder